21 Ağustos 2025 Perşembe

EVLİLİK NEDEN ARTIK BU KADAR ZORLAŞTI?

 EVLİLİK NEDEN ARTIK BU KADAR ZORLAŞTI?


Servet Ünal • Toplum Dönüşüm Mimarı | Siyasi Danışman | Stratejisit


Eskiden düğünler bir evin değil, bütün bir mahallenin bayramıydı. Kazanlarda yemekler pişer, davullar üç gün üç gece susmaz, düğün biter bitmez bütün mahalle pikniğe giderdi. Düğün sadece iki gencin değil, komşuların, akrabaların ortak sevinciydi.


Eskiden gelin giden kız, sadece bir adama değil, bir aileye verilirdi. O ailenin bütün fertleri ona sahip çıkar, destek olurdu. Evlilik bir yuva kurmanın ötesinde, iki ailenin birbirine kenetlenmesiydi. Bugünse modern evliliklerde bu bağ zayıfladı; genç çiftler geniş aileden kopuk, yalnız bırakıldı. Bu da hem maddi hem manevi yükü daha ağır hale getirdi.


Artık o eski geleneksel düğünlerin izi kalmadı. Modern evlilikler, düğün salonlarının soğuk ışıkları altında tek gecelik bir törene sıkıştırıldı. Eskiden imeceyle, dayanışmayla kurulan yuvalar; şimdi yüksek masraflarla, kredilerle ve ağır yüklerle başlıyor. Bu yüzden gençler evliliği bir hayal değil, çoğu zaman bir külfet olarak görüyor…


PARA DUVARLARI ARASINDA EVLİLİK


Bugün evlenmek isteyen gençler, daha ilk adımda ekonomik engellerle karşılaşıyor. Kiralar, altın ve çeyiz masrafları, düğün salonu ücretleri… Hepsi tek tek evlilik hayalini ağırlaştırıyor. 


Özellikle başlık parası geleneği, modern ekonomik sıkıntılarla birleşince gençleri evlilikten uzaklaştırıyor.


Eskiden evlilik, iki insanın bir yuva kurması ve aileler arası dayanışmayı güçlendirmesi demekti. Bugün ise para, evliliğin önündeki en büyük duvar haline geldi. Maddi baskı, sevginin ve saygının önüne geçtiğinde, genç çiftler evliliği bir hayalden çok zorunluluk ve yük olarak görüyor.


MANEVİ DENGE: EVLİLİĞİN GİZLİ TEMELİ


Evliliklerin yıkımında en büyük rolü sadece ekonomik zorluklar veya medya etkisi oynamıyor. Asıl yıkıcı unsur, manevi eksikliklerdir. İnsanların Allah’a olan inancı, aileye bakış açısı ve sorumluluk bilinci zayıfladığında, yuvalar kolayca sarsılıyor.


Ekonomik krizler ve sosyal baskılar zorlayıcı olsa da, iman ve manevi değerlerle desteklenmiş aileler bu zorlukların üstesinden gelebiliyor. O nedenle evlilik, sadece bir sevgi veya anlaşma meselesi değil; manevi sorumluluk ve bilinç üzerine kurulmuş bir kurumsal yapıdır.


DENGESİZ YUVALAR: BABA VE OTORİTENİN KAYBI


Ekonomik sıkıntılar sadece evliliği başlatmayı zorlaştırmıyor, aynı zamanda aile içi dengeleri de sarsıyor. Eskiden baba, hem ailenin direği hem de çocukların saygı gösterdiği bir figürdü. Şimdi birçok evde baba, yalnızca “para sağlayan kişi” konumuna düşürülüyor. Çocukların saygısızlığı, annenin tek başına yük taşıması ve kararların sürekli tartışmalı hâle gelmesi, evin temel dengesini bozuyor.


Maddi baskı ile otorite kaybı birleştiğinde, evlilik sadece ekonomik değil, manevi olarak da zorluklarla dolu bir süreç hâline geliyor. Para duvarları yıkıcıysa, dengesi kaybolmuş bir aile de kısa sürede çatırdamaya başlıyor.


EKRANLARDAN EVLERİMİZE SIZAN VİRÜS: DİZİLERİN ETKİSİ


Televizyon dizileri sadece eğlence aracı değil; bilinçaltımıza sürekli mesajlar gönderen birer toplumsal mühendislik aracıdır. Sadakat sıradan, ihanet cazip; huzur sıkıcı, dram heyecan verici gösteriliyor. Baba figürü ya yetersiz, ya kötü; anne rolü ise sürekli fedakârlıkla sınanıyor.


Gençler ve çocuklar bu sahneleri izledikçe, aile içi roller ve değerler çarpıtılıyor. Çocuklar ve eşler, ekranlardan gördükleri davranışları normalleştiriyor; gerçek hayatta saygı, sabır ve fedakârlık gibi değerler geri plana düşüyor. Böylece evlilikler, bilinçaltına kodlanmış hatalı davranış kalıplarıyla sınanıyor ve çözülmeye başlıyor.


YUVALARDA ÇATLAKLAR: BOŞANMA DALGASI


Evlilikleri zorlaştıran sadece ekonomi veya medya değil; saygı kaybı, manevi eksiklikler ve iletişimsizlik, boşanmaların artmasının en önemli sebepleri. Genç çiftler, maddi ve manevi baskılarla karşı karşıya kaldığında, evliliklerini sürdürmek yerine ayrılmayı tercih ediyor.


Her boşanma sadece iki kişiyi değil, bir bütün toplumu etkiliyor. Çocuklar, aile içindeki çatışmaların ve kopukluğun en ağır yükünü taşıyor. Toplumun temel yapıtaşı olan aile, çatlaklar verdiğinde sadece evler değil, gelecek nesiller de sarsılıyor.


AİLEYİ YIK, MİLLETİ KONTROL ET: KÜRESEL OYUNUN PERDESİ


Evlilik kurumuna yönelik saldırılar, sadece bireysel sorunlardan ibaret değil; küresel güçlerin uzun vadeli planlarının bir parçasıdır. Aileler çözülürse, nüfus kontrolü kolaylaşır; bireyler yalnız ve kırılgan hâle gelir; toplum kolay yönetilir.


Kadın ve erkeği karşı karşıya getiren söylemler, boşanmaları teşvik eden ekonomik ve sosyal baskılar, hatta ekranlarda normalleştirilen yanlış davranış kalıpları, bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde toplum mühendisliğinin parçalarıdır.


Kısaca: Aileyi yık, bireyleri yalnız bırak, çocukları ve gençleri yönlendir, böylece toplumu yönetmek kolaylaşır. Bu oyunları görmek ve bilinçli kalmak, evlilikleri ve aileyi korumanın ilk adımıdır.


Saygılarımla


#servetünal #yenidünyadüzeni #ToplumsalFarkındalık #evliliknedenzorlaştı  #gününyazısı